"Sorunlar bitmez,
Çareler tükenmez"


Medyum Recep Kaplan
İnsanların en hayırlısı
İnsanlara en çok faydalı olandır.
Hadis-i Şerif
Recep Kaplan, ''Türkiye'de İlk Vergi Mükellefi'' olan Medyum'dur
Ümitsizseniz Ümit Sizsiniz

Behcet Necatigil
Bizim kudretimizin ulaştığı yerlere onların hayalleri bile ulaşamaz.
Fatih Sultan Mehmed
"İnsan Yenilince değil; Pes edince Kaybeder"
Medyum Recep Kaplan
İmkansız olan nedir bilirmisiniz?
Ben yapamam dediğiniz herşey.
Medyum Recep Kaplan

Mail Adresimiz recepkaplan@recepkaplan.net

YENİLENİYORUZ.....

Lütfen Websitemizde gördüğünüz eksiklerimizi bize bildiriniz...

Türkiye'nin En Kapsamlı Gizli İlimler Sitesi... Çok Yakında Sizlerle...

Dünyaca Ünlü Medyum Recep Kaplan Köşe Yazılarıyla Çok Yakında Sizlerle...

Türkiye'nin En Çok Ziyaret Edilen Medyum'luk Sitesi... Yeni Yüzüyle Çok Yakında Yayında...

Web sitemiz Yenileniyor... Çok Yakında Aktif Olarak Yayındayız....

Galeri Bölümümüzde Çalışmalarımız Devam Ediyor...

Rüyalar ve Rüya Tabirleri Bölümümüzde Çalışmalarımız Devam Ediyor...

İsimler Sözlüğü ve İsimname Bölümümüzde Çalışmalar Devam Ediyor...

Burçlar Bölümümüz Tamamlandı...

Gizli İlimler Bölümümüzde Çalışmalarımız Devam Ediyor.

''WEB SİTEMİZ YENİLENİYOR''

Osmanlı Padişah İsimleri

Padişah İsimleri

Padişah Osmanlı Devleti'nde hükümdara verilen en meşhur unvan.
On dördüncü ve on beşinci asırlarda Osmanlı hükümdarları, İslami bir niteliği olan sultan unvanı ile beraber, örfi hükümdarlık (töre) sıfatlarını ifade eden resmi unvan olarak ?bey? ve ?han?, kullandılar. Osman Gazi ve Orhan Gazi'nin adı kaynaklarda Osman Bey ve Orhan Bey olarak geçmektedir. Osmanlı hükümdarları hakimiyet ve nüfuzlarının temeli olarak gazi, sultanü?l-guzat ve?l-mücahidin (mücahitlerin ve gazilerin sultanı) unvanını da benimsediler. Bütün unvanlarına bu gazi sıfatını eklemeye itina gösterdiler ve gazi hükümdar olarak anıldılar. Devletin kuruluş dönemlerinde Osmanlı hükümdarları, büyük hükümdar manasında ?Hüdavendigar? ve hünkar unvanını da kullandılar. Sultan Birinci Murad Han bu unvanı ile meşhur oldu. Hüdavendigar unvanı, Osmanlıların, Anadolu?daki diğer beyler üzerinde hakimiyet kurmaya başlamalarının bir işareti olarak kabul edilir.

Osmanlı padişahlarının adının başına daima ?Sultan? ve sonuna da ?han? kelimesi gelmektedir. Halk arasında ise, en fazla hünkar ve padişah isimleri söylenmiştir. Sultan tabiri, sonraları Osmanlı padişahlarının erkek evlatlarına, kızlarına ve hatta padişah valideleriyle ailelerine kadar şamil olmuştur. Sultan unvanı, padişahın erkek çocuklarında ismin evveline, kızlarda ise ismin sonuna geliyordu. Sultan Selim, Sultan Mehmed, Ayşe Sultan, Fatma Sultan gibi. Padişah validelerine Valide Sultan ve zevcelerine de Haseki Sultan, Hürrem Sultan denilmekteydi. Sadrazamın, padişaha takdim ettiği telhis ve takrirlerinde sultan tabiri kullanılmayıp, onun yerine padişahım denilmekteydi. Osmanlılarda hükümdardan başka hiçbir kimseye verilmeyen tek unvan hünkar tabiridir. Padişahın tuğra ve fermanlarında adının yanına mutlaka tek veya çok terkiplerden yapılan sıfatlar bulunurdu. Bunlar:

Nişan-ı şerif-i alişan, Mektüb-i meveddet-üslüp, Ahidname-i izzet-nümün, Ahidname-i hümayün, Name-i hümayün-ı izzet ve saadet-meşhün, Name-i hümayün messeret-makrün, Name-i hümayün-ı izzet makrün, İltifat-name-i padişahi, Name-i şerif, Hatt-ı şerif, Name-i saadet-ünvan, Hatt-ı hümayün, Emr-i padişahi, Emr-i şerif, Hükm-i şerif, Emr-i münif-i vacibül ittiba?, Tevki-i refii- hümayün, Ahd-i şerif, Ahd-i hümayün, Ferman-ı celilülkadr, Ferman-ı hümayün, Ferman-ı beşaret-unvan.

Osmanlı padişahlarının çok mühim hallerde yazdıkları namelerde, yabancı hükümdarlara gönderdikleri ahidnamelerde; hakimiyet ve salahiyet sahalarını belirten unvanlar kullanılırdı. Bunlardan, Kanuni Sultan Süleyman Han'ın 1553?te Leh Kralına verilen Ahidname-i hümayündaki unvan:

?Ben ki Sultan-ı salatin-i zaman burhan-ı havakin-i avan tac-bahş-i husrevan-i cihan zıllullahi?l-meliki?l-mennan Akdeniz?in ve Karadeniz?in ve Rumeli?nin ve Anadolu?nun ve Şam ve Halep ve Karaman ve Rüm?un ve vilayet-i Azerbaycan ve Van?ın ve Budin ve Tameşvar vilayetlerinin ve Mısır?ın ve Mekke?nin ve Medine?nin ve Kudüs?ün ve Halilü?r-Rahman?ın, külliyen diyar-ı Arab?ın ve Yemen?in ve Bağdat ve Basra ve Cezayir vilayetlerinin ve dahi nice memleketlerin ki aba-i kiram ve ecdad-ı izamım -enarallahü berahinehüm- kuvvet-i kahire ile fetheyledikleri ve cenab-ı celalet-meabım dahi tiğ-ı ateşbar şimşir-i zafernigarım ile fetheylediğim ince diyarın sultanı ve padişahı hazret-i Sultan Bayezid oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Şah Han?ım...?

Osmanlı padişahlarının örfi salahiyetleri, İslam hukukuna muhalif olmamak şartıyla, eski Türk telakkileriyle Orta Doğu?daki telakkiler birleştirilerek ortaya konulan Osmanlı sentezidir. Kısaca Osmanlı padişahı, Osmanlı tarihinin bir mahsulüdür. Fatih devri tarihçilerinden Tursun Bey, Tarih-i Ebü?l-Feth adlı eserinin girişinde, padişahların sahip olması gereken hususiyetleri, salahiyetleri geniş şekilde açıklamaktadır.

İslam Hukuku?nun tatbiki ve yayılması da, padişahın vazifeleri cümlesindendi. Buna bağlı olarak padişahların hakimiyet sahası, İslam dini ile sınırlandırılmıştı.

Osmanlı Devletinin tarihi boyunca İslam Hukuku, devletin bütün icra faaliyetlerini murakabe etmiştir. Yapılacak bütün önemli işler, Şeyhülislamın fetvasına dayanılarak icra edilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman Han vefat ettiğinde devrindeki çeşitli konularda aldığı Şeyhülislam Ebüssü?üd Efendinin fetvalarının beraberinde defnedilmesini istemiştir.

Osmanlı padişahlarına diğer imparatorlarda bulunan bazı fevkalade özellikler verilmemiştir. Padişah, ne Japon imparatoru gibi ?Güneşin oğlu?, ne de Firavun gibi ?tanrı? idi, sadece ?Allahü tealanın aciz bir kulu? idi. Cuma namazlarından sonra padişaha:

?Gururlanma padişahım, senden büyük Allah var!? diye bağıran halk, ona aciz bir kul olduğunu hatırlatırdı.

Tarih kitaplarında ve teşkilatla alakalı eserlerde, padişahlığın Allahü teala tarafından verilen çok mesuliyetli büyük bir vazife olduğu belirtilirdi. Bu emanetin, ahaliye iyi muamele, orduya bakım, memleketin muhafazası ve din-i İslama hizmetle korunacağı yazılıdır.

Padişahların gelirleriyse başlıca iki kaynaktan gelirdi. İlki, yapılan gazalardaki ganimetlerin beşte biriydi. Bu gelir, harplerin mağlübiyetle neticelenmeye ve gerilemeye başlanıldığı devirlerden itibaren büyük ölçüde azalmıştır. Diğer önemli gelir kaynağı da, kendilerine tahsis edilen haslardan elde edilenlerdi. Bu gelirler, saray ve askerin masraflarına ve bayındırlık eserlerine harcedilirdi. Oturdukları saraylar ve eşyaları devlet malı idi. Padişahlar, sadece tasarruf hakkını haizdiler.

Altı yüz seneden fazla Türklerin ve Müslümanların lideri durumunda olan padişahlık müessesesi, Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasıyla ilga edilmiştir. 23 Nisan 1920?de padişahın yetkilerinin, Büyük Millet Meclisine devredildiği ilan edilmiş, 30 Ekim 1922 ve 2 Kasım 1922 tarihli Büyük Millet Meclisi kararları ile de padişahlık tamamen ilga edilerek, sadece halifelik, Osmanlı ailesinin uhdesinde kalmıştır. 3 Mart 1924 tarihinde ?Hilafetin ilgası ve Hanedan-ı Osmani?nin, Türkiye Cumhuriyeti Memaliki Haricine Çıkarılmasına Dair Kanun? ile de halifelik ilga edilerek, Osmanlı hanedanına mensup bütün aile fertleri, yurt dışına çıkarılmıştır.

İşte Dört Kıtaya Hükmeden ve 600 Yıl Hüküm Süren Osmanlı Padişahları


01-Osman Gazi
02-Orhan Gazi
03-Murat Hüdavendigar
04-Yıldırım Bayezit
05-Sultan Çelebi Mehmet
06-Sultan İkinci Murat
07-Fatih Sultan Mehmet
08-Sultan İkinci Bayezit
09-Yavuz Sultan Selim
10-Kanuni Sultan Süleyman
11-Sultan İkinci Selim
12-Sultan Üçüncü Murat
13-Sultan Üçüncü Mehmet
14-Sultan Birinci Ahmet
15-Sultan Birinci Mustafa
16-İkinci Sultan Osman
17-Sultan Dördüncü Murat
18-Sultan İbrahim
19-Sultan Dördüncü Mehmet
20-Sultan İkinci Süleyman
21-Sultan İkinci Ahmet
22-Sultan İkinci Mustafa
23-Sultan Üçüncü Ahmet
24-Sultan Birinci Mahmut
25-Sultan Üçüncü Osman
26-Sultan Üçüncü Mustafa
27-Sultan Birinci Abdülhamit
28-Sultan Üçüncü Selim
29-Sultan Dördüncü Mustafa
30-Sultan İkinci Mahmut
31-Sultan Birinci Abdülmecit
32-Sultan Abdülaziz
33-Beşinci Sultan Murat
34-Sultan İkinci Abdülhamit
35-Sultan Mehmet Reşat
36-Sultan Mehmet Vahdeddin



Seçme Hadisler ve Sözler
Sizden birisi bir kötülük gördüğü zaman eliyle düzeltmeye çalışsın, buna gücü yetmezse dili ile düzeltsin, buna da gücü yetmezse kalbi ile buğz etsin ve kötülükten kalben uzak dursun. Bu ise imanın en zayıf mertebesidir. (Müslim, İman,78; Tirmizi, Fiten, 11; Nesai, İman, 17)
Her An'ımız Bir Dua
Uykudan uyanınca, ?Allahümmağfirli? demek çok sevaptır.
Recep Kaplan İletişim
Ofis Adresi:
Uğur Mumcu Caddesi No: 77/10
G.O.P / Çankaya / Ankara / Türkiye
0 312 447 45 45 (pbx)